Ana sayfa Apple İnstagram’dan Para Kazanmak İsteyenler Çok Etkileşim Almalı

İnstagram’dan Para Kazanmak İsteyenler Çok Etkileşim Almalı

13
0
PAYLAŞ

Sosyal medya fenomeni olmak yeni para kazanma tredleri arasında oldukça popüler. İlk Youtubede başlayan fenomenlik diğer sosyal medya plartformlarınada yayıldı ve çok tutuldu. Youtube’den örnek vermek gerekirse Enes Batur 5.5 milyon takipçisi bulunuyor ve her paylaşımı ortalama bir kaç milyon izleniyor yine 10 bin ile 50 bin arası yorum alıyor. Tabiki bazı özel paylaşımları 20, 30 milyonlara ulaştığı oluyor. Para kazanmak için yine Google’nin plartformu olan Adsense’den faydalanıyor. Youtube’den para kazanmak başlıklı konumuzu inceleyebilirsiniz.

Bir başka fenomenlik plartformu ise Instagram’dan fotoğraf paylaşarak para kazanmak. Instagram’da fenomenlik para kazandırıyor. Ancak markalar tercihini çok takipçisi olan değil çok etkileşim alan hesaplardan yana yapıyor. Fenomenler bu işe girmek isteyenleri hesaplarına yatırım yapmaları konusunda uyarıyor…

Takipçi “out”, etkileşim “in”
ÜNLÜ filozof Descartes vakti zamanında “Düşünüyorum, öyleyse varım” diyerek felsefe tarihine önemli bir not düşmüştü. Ancak günümüzde Descartes’in sözünün yerini “Sosyal medyadayım, öyleyse varım” cümlesi almışa benziyor. Sosyal medyada sadece hesabınız olması yetmez, görünür olmanız da bir o kadar önemli. Instagram, fotoğraf ve video paylaşımının ön planda olduğu bir sosyal medya platformu olduğu için, görünür olmak isteyenlerin ilgisine fazlasıyla mazhar oluyor. Çünkü görünür oldukça takipçi sayınız artıyor, takipçi sayınız arttıkça da fenomen olma yolunda ilerliyorsunuz. Fenomen olmanın farklı avantajları var. Öncelikle paylaştığınız herhangi bir post binlerce kişiye ulaşıyor, belki yüzlerce yorum alıyor. Beğendiğiniz ürün satın alınıp, tavsiye ettiğiniz kafe ya da restoran popüler olabiliyor. Bu nedenle pek çok marka sosyal medya pazarlamalarında fenomenlerin yarattığı bu rüzgardan yararlanmak istiyor.

ÜCRETLER DEĞİŞKEN
Instagram fenomenlerinin marka işbirliklerini post paylaşımlarında kullandıkları içerikten ve hashtag’lerden anlamak mümkün. Örneğin, oldukça sıradan gibi görünen bir bardak kahve fotoğrafı, yanına iliştirilmiş bir kitap ve gözlük ile bir markanın reklamını yapıyor olabilir. Ya da lapa lapa yağan karın altında çekilmiş bir fotoğraf, aslında yeni sezon bir montun tanıtımı için kurgulanmış olabilir. Burada işin püf noktası marka tanıtımının reklam kokmaması. Zira fazlasıyla reklam kokan paylaşımlar iyi bir etki yaratmak isterken takipçileri hem markadan hem de takip edilen hesaptan soğutma riski de taşıyor.

Bu işi profesyonelce yapan fenomenler markaların da en fazla tercih ettiği isimler oluyor. Bu isimler markaları etiketleyerek yaptıkları her paylaşım karşılığında belli bir ücret alıyor. Bu ücretlerin ne olduğu oldukça değişken. Bir sosyal medya uzmanı bu alanı “kara delik” olarak tanımlıyor. Mesela 100 bin takipçili bir fenomen marka işbirliği karşılığında çift kişilik bir yemek de talep edebiliyor, tek bir görsel paylaşımı için 10 bin TL de isteyebiliyor. Bu rakam ünlü bir isim olduğunda 50 bin TL’den de başlayabiliyor. Düzenli içerik ortaklığı da iş modelleri arasında yer alıyor. Buna göre fenomenle markalar yıllık anlaşma yapıyor ve ayda yapılan birkaç paylaşım için düzenli ödeme miktarı belirleniyor. Kısacası fenomenler bu işbirliklerinden para kazanırken markalar da ürün tanıtımlarını gerçekleştiriyor.

FENOMEN DOĞULMUYOR
Kazanılan rakamlar bazen iştah kabartıcı olabiliyor. Bu nedenle Instagram fenomenler kadar fenomen olmak isteyen pek çok kişinin hesabıyla dolu. Ancak bu noktada fenomen doğulmadığını, sonradan fenomen olunduğunu hatırlatmakta fayda var.

Mesela Instagram’da yaklaşık 50 bin takipçisi olan Hakan Kütahya (@hakankutahya) aslında iç mimar. Fotoğraf çekmeyi sevmesi ve gittiği, gezdiği şeyleri etiketlemesiyle başlamış Instagram macerası. “Gittiğim ve gezdiğim ülkelerde, şehirlerde, keşfedilmeye değer yerleri, lezzetleri, mekanları, evleri, mağazaları, butikleri, sokakları, köprüleri, doğayı ve insanları çektim ve Instagram’da paylaştım. Paylaştıkça beğenildi; beğenildikçe hesap sevildi” diye konuşan Kütahya bu sayede takipçilerinin arttığını ifade ediyor.

Instagram’da yeme içme deneyimlerini paylaşan Ahmet Faik Karanis (@yiyelimguzelleselim) kendini “oldum olası sosyal medyayı seven biri” olarak tanımlıyor. Aileden gelen bir damak zevkine sahip olduğunu belirten Karanis yeme içme alanındaki tecrübelerini daha derli toplu paylaşmak adına 3 yıl önce Instagram hesabını açmış. Şimdilerde 100 binden fazla takipçisi olan Karanis Instagram’ın kendisi için en çekici tarafını şöyle tarif ediyor: “Tanımadığınız insanlara bir şekilde rehber olmak, onlarla bağ kurmak ve gelen somut geri dönüşlerle etkileşime girmek.”

BİR MECBURİYET
400 binden fazla takipçisi olan Birol Bali (@balibey) özellikle İstanbul fotoğrafları ile dikkat çekiyor. Uzun yıllar uluslararası şirketlerde çalışan ve satış müdürlüğü yapan Bali, Instagram ile tanışma anını, ise “Öyle bir an geldi ki çok sıkıldığımı ve daraldığımı fark ettim” şeklinde anlatıyor. Fotoğraflarının kısa sürede çok ilgi gördüğünü söyleyen Bali bu sayede hem yerli hem de yabancı takipçiler edinmiş.

Bir dönem gazetecilik yapan Pınar Dumlupmar Özbek daha çok eğlence ve yeme içme üzerine paylaşımlar yapıyor. 25 binden fazla takipçisi olan Özbek, aslında ilk olarak blog açarak dijital dünyaya girmiş. Bloğun oldukça ilgi gördüğünü söyleyen Özbek bundan sonra Instagram’da olmanın artık bir mecburiyet olduğunu ifade ediyor. Instagram’da paylaşılan bir post sonrası yorumların geldiğini, insanların tavsiyeler istediğini ve bir etkileşim olduğunu anlatan Özbek, bunun çok çekici olduğunu söylüyor. Özbek’in de vurguladığı bu çekici taraf markaların da ilgisine mazhar oluyor. Dolayısıyla fenomenlik belli bir noktada gelir sağlayan bir işe de dönüşüyor.

Hakan Kütahya bu konuyla ilgili şunları söylüyor: “Medya planlamaları yaparken artık markalar bütçelerinin bir kısmını sosyal medyadaki tanıtımlara da ayırıyorlar. Çünkü tanıtım denilen şey 360 derece olmalı hele ki konu herkese, her yaşa dokunan bir konu ise, her mecra ve alanda aktif görünür olmalı.” Ancak Kütahya yapılacak bir işbirliği öncesi şu sorunun sorulması gerektiğini ifade ediyor: “İçerik, ürün, tanıtan kişi ve takipçi kitlesi stratejik mi? Hesapla ve tanıtanla ne kadar uyumlu bir kurgu yaratılırsa, paylaşım da, metni de ne kadar doğal olur ve takipçiler de ona göre gösterir.” Kendisine çok teklif geldiğini belirten Kütahya bu konuda seçici. Zira bu tekliflerin içinden en doğal ve kendisine en uygun olanlarla ilerlediğini vurguluyor. Sebebini ise şöyle açıklıyor: “Güvendiğim, takipçilerim için referans olabileceğim işlerde oluyorum çünkü bizim oradaki duruşumuz öneren konumunda ve bize güvenen insanlara doğru olanı sunmaktan mesulüz.”

ETKİLEŞİM ÖNEMLİ
Birol Bali de markaların takipçi sayısına göre kişileri tercih ettiğini söylüyor ama ekliyor da “Burada eksik olan bir şey var.” Çünkü 1.5 milyon takipçisi olup da 30 ya da 40 yorum alan olduğunun altını çizen Bali, bu tür hesapların aktif olmadığını ve markaya da faydalı olmayacağını kaydediyor. Bu noktada anahtar kelime “etkileşim” Zira sosyal medyada hesabını sahte takipçilerle artıran pek çok kişi var. Instagram’da bulunan çoğu hesap için de geçerli bu durum. Örneğin internette takipçi satın almakla ilgili pek çok bilgi bulmak mümkün. Bu nedenle bir hesabın gerçek takipçilere sahip olup olmadığını anlamanın ve hesabın aktifliğini ölçmenin yollarından biri de ne kadar “etkileşim” içinde olduğu. Yapılan yorumlar, atılan mentionlar, verilen cevaplar sıkı bir “etkileşim” olduğunun da işaretleri aynı zamanda. Bali de markalan uyararak etkileşimi iyi takip etmeleri gerektiğini söylüyor. Balibey Medya adında bir şirketi bulunan Bali her işe fatura kestiğini ve markaların bunun için de kendisini tercih ettiğini dile getiriyor.
MARKANIZA YATIRIM YAPMALISINIZ
Eğer binlerce takipçiniz varsa ve etkileşim konusunda hesabınız oldukça iyi ise bu işten gelir etmenin birkaç yolu var. Bazen markalar kendileri hesap sahiplerine ulaşıp tekliflerini sunabiliyor. Bunun yanı sıra PR sosyal medya ve influencer ajanslarıyla çalışmak da bir yöntem. Pınar Dumlupmar Özbek ajanslarla çalışmayı tercih edenlerden.

Ücretin yapılan işe göre değiştiğini belirten Özbek markayla çalışma sürecini ise şöyle özetliyor:

“Markadan öncelikle iş hakkında detaylı bir bilgi alıyorum, beklentilerini ve hedeflerini anlamaya çalışıyorum. Sonrasında ise onlara paylaşım önerilerimle gidiyorum veya ortak birtakım fikirler geliştiriyoruz.”

Ancak bazen markaların kendi hazırladıkları şeyleri Instagram’da yayınlatmak istediğini belirten Özbek, bunu genelde kabul etmediğini belirtiyor. Çünkü Özbek, herkesin paylaştığı şeyin hesabında olmasını sevmediğini söylüyor.

Ahmet Faik Karanis de bu işe başlarken içerik yaratmak adına ciddi bir para harcadığını ifade ediyor. “Ben mesela günde üç öğün farklı yerde yemek yiyordum. Bir nevi markanıza yatırım yapıyorsunuz; hala da yapıyorum bunu” diyen Karanis üç yıldır Instagram’da olduğunu ve ancak son altı aydır sosyal medyadan biraz para kazanmaya başladığını ifade ediyor. Markalar için projeler ürettiğini söyleyen Karanis:

“Bir teknoloji markası, kendi telefonunun canlı renkleriyle iyi yemek fotoğrafları çıkarmamı istiyor ve bu bağlamda bir proje hazırlıyorum. Ya da bir hava yolları firması satışlarının düşük olduğu bir lokasyon ile ilgili hareket yaratmak adına beni oraya göndermek ve o şehirle ilgili bir rehber yaratmamı istiyor” diye anlatıyor.

“GERÇEKLİK KONTROLÜ YAPIYORUZ”
Bu alandaki ücretlerle ilgili belli bir standart yok. Karanis de influencer’larm takipçi ve etkileşim oranıyla doğru orantılı olarak aldıkları ücretlerin artıp azaldığına dikkat çekiyor. Ancak ücret konusunda belli bir standardın bir yıl içinde oturacağı beklentisini taşıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here